Çanakkale Kitaplığı
Bazı ülkelerin tarihinde kurucu travmalar vardır. Dağılmaya, parçalanmaya yüz tutmuş milleti yeniden bir araya getiren, 'Bitti!' denilen yerde eskisinden de kararlı bir şekilde ayağa kalkmasını sağlayan acılardır bunlar. Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti fikrinin mayalanmasında önemli rolü olan Çanakkale Savaşı ve zaferi gibi...
Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı açısından kaderini belirleyen bir cepheydi Çanakkale. 1915'te, bir neslin eli silah tutan gençleri, kanlarıyla ve canlarıyla kurucu bir zafer hediye etti milletlerine. Bedeli ağır olmuştu. Tarihteki yeri de o ölçüde büyük ve belirleyici olacaktı elbette. Nitekim Çanakkale, Kurtuluş Savaşı'nın bütün o zorlu mücadeleleri arasında ayrı bir yerde durdu hep. Üzerinden 100 yılı aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen acısı ve hatırası tazeliğini korudu.
Çanakkale Savaşı 3 Kasım 1914'te, henüz Osmanlı'ya resmen savaş ilan edilmemişken, iki İngiliz savaş gemisinin Ertuğrul ve Seddülbahir, iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamasıyla fiilen başladı. Osmanlı Devleti bu saldırıya bir hafta sonra, 11 Kasım'da çıkan bir irade ile cevap verdi. İtilâf kuvvetlerine mensup bazı savaş gemileri 26-27 Şubat günleri Boğaz'a girerek merkez tabyalarını ateş altına aldı; Mart ayı başlarında tekrarlanan saldırı, sonuçsuz kaldı. 17 Mart 1915'te Bozcaada'da, Akdeniz orduları başkumandanı General Hamilton'un da katıldığı bir toplantıda: bir hafta önce mayınlardan temizlenen Boğaz'dan yeni bir atağa geçilmesi kararı çıktı. Osmanlı donanmasına bağlı Nusret mayın gemisinin aynı günün akşamı Karanlık Liman bölgesini mayınlaması harekâtının kaderini değiştirecekti.
18 Mart 1915 sabahı Boğaz'a girerek tabyaları topa tutan İngiliz ve Fransız filoları, Çanakkale Boğazı'nın iki yakasındaki mevzilerden açılan ateş ve Karanlık Liman'a dökülen mayınların etkisiyle büyük bir kayıp vererek çekilmek zorunda kaldı. Bu bozgunun ardından İtilaf devletleri Avusturalya ve Yeni Zelanda'yı da savaşa dahil ederek gücünü takviye etme yoluna gitti. Düşman ittifakı, Limni'de yaklaşık 75.000 kişilik bir ordu toplarken Türk başkumandanlığı da Beşinci Ordu'yu kurarak Çanakkale bölgesindeki birliklerini yeni kuvvetlerle takviye etti. Beşinci Ordu'nun başına Mareşal Liman von Sanders getirilmişti. Çıkarma harekâtı, 25 Nisan 1915 günü sabaha karşı İngiliz Generali Hamilton ve Fransız Generali D'Amade'un idaresinde başladı.
Savaş gemilerinin ve muhriplerin korumasında kıyıya yaklaşan Avustralya tümenine bağlı askerleri taşıyan çıkarma gemilerinin, akıntı sebebiyle sürüklenerek Kabatepe yerine Arıburnu'na çıkmak zorunda kalmaları üzerine Beşinci Ordu İhtiyat Tümeni kumandanı Mustafa Kemal, emir almadığı halde, 57. Alay'ı bir dağ bataryası ile takviye ederek karşı taarruz için Arıburnu'na sevketti. Eceabat bölgesindeki 27. Alay'ın önemli bir kısmı da çıkarma bölgesine gönderildi. Bu stratejik karşı taarruz sayesinde İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin geri püskürtülmesi mümkün oldu. Bundan sonraki taarruzları da yenilgiyle sonuçlanan düşman birlikleri, 19-20 Aralık gecesi Anafartalar ve Arıburnu cephesinden, 8-9 Ocak 1916'da da Seddülbahir'den çekildi.
İtilâf devletlerinin hezimeti ile sonuçlanan Çanakkale muharebeleri, Birinci Dünya Savaşı'nın seyrini değiştirip uzamasına sebep olduğu gibi Çarlık Rusyası'nın çöküşünü de hazırlamış ve İngiltere'de hükümet değişikliğine yol açmıştı.
Türkiye, Avrupa, (Avusturalya ile Yeni Zelanda'da meydana getirdiği etkiyi de hesaba katarsak) ve dünya tarihi açısından bu ölçüde belirleyici bir rol oynayan Çanakkale Savaşı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyecekler için bir seçki hazırladık.
Tarih
Tarih kavramı, yakın zaman önceye kadar insan topluluklarının ve devletlerin geçmişte yaşadığı olaylarla sınırlı bir anlama sahipti. Dünyanın 1950lerle birlikte içine girdiği hızlı dönüşüm sürecinde, her şey gibi tarihe bakış ve kavramın tanımı da değişti. Artık makrodan mikroya, sanattan felsefeye, insandan tabiata her alanda tarihçilikten söz etmek mümkün. Genişleyen bu yelpazeyle birlikte tarih anlatısı, kuru ve didaktik yapısından kurtalarak geniş kitlelerin ilgi alanına girdi. İlim adamlarının benimsediği bu yeni ve eleştirel anlayış sayesinde eski anlatılar ve vesikalar da bambaşka anlamlara bürünmeye başladı. Tarih artık sadece akademisyenler için değil, okurlar için de heyecan dolu bir keşif sahası... Listemize bir göz attıktan sonra kütüphanenizdeki tarih kitaplarının sayısı artırmak isteyeceğinize eminiz...

