Anılarla Yakalanan Zaman
"Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır..." der Andre Gide. İnsanoğlunun ömrü, bedenini değilse bile adını ölümün elinden kurtarmak için mücadeleye adanmıştır. Aslolan, kendinden geriye bir iz bırakmaktır. Yaşananları, anları, anıları yazmak da bir ömrün tecrübesini sonradan geleceklere bir nasihat gibi bırakmaktır aslına bakılırsa. Koca bir ömrün bakiyesi satırlara dökülür. Ve istenir ki, birgün merak edilsin ne yaşadığınızla. Anı yazmak, âna hak ettiği kıymeti vermektir bu bakımdan.. Ve sonra başkalarının elinde, zihninde bambaşka anlamlar kazanır sizin yaşadıklarınız.
Anı türünde yazılmış eserlerin ilkinin, Anabasis olduğu kabul edilir. Ksenophon'un Milattan Önce 4. yüzyılda yazdığı bu eser, Türkçeye On Binlerin Dönüşü ismiyle çevrilmiştir. Elimize ulaşan kaynaklar bize, tarih boyunca bütün toplumlarda anı yazıldığını ve okunduğunu göstermektedir. Tarih, psikoloji, sosyoloji, iktisat ve siyaset bilimi gibi pek çok dal için emsalsiz birer bilgi kaynağı olan anı kitapları, edebi türler arasında da önemli yer tutar. Kütüphanelerimizde; anlatılan olaylar bir yana, anlatım dilleri dolayısıyla hemen akla geliveren çok sayıda anı kitabı bulunmaktadır. Marcel Proust'un 'Kayıp Zamanın İzinde'si, Jeanette Walls'ın 'Camdan Kale'si, Anne Frank'ın 'Hatıra Defteri', Patti Smith'in 'Çoluk Çocuk'u, Mina Urgan'ın 'Bir Dinazorun Anıları', Salah Birsel'in 'Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu'su, Cemil Meriç'in 'Jurnal'i, Memet Fuat'ın 'Gölgede Kalan Yıllar'ı, Ahmet Haşim'in 'Frankfurt Seyahatnamesi', Yahya Kemal'in 'Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebî Hatıralarım'ı, Halit Fahri Ozansoy'un 'Edebiyatçılar Geçiyor'u, Ahmet Rasim'in 'Şehir Mektupları', Tanpınar'ın 'Günlükler'i, Yakup Kadri'nin 'Anamın Kitabı' ve diğerleri. Zweig'ın, Tolstoy'un Rilke'nin, Nazım'ın, Falih Rıfkı'nın, Orhan Pamuk'un hatıraları... İsmini saydığımız ve sayamadığımız yazarlar yaşadıklarını; günün ağırlığından, tortusundan arındırarak geleceğe sunarlar. Okur olarak bize düşen de, o ikramın tadına varmaktır.
Her anı kitabında karşımızda bir insan vardır. Ve anı okumak; kitap kim tarafından, ne zaman ve nerede yazılmış olursa olsun, o satırları kaleme alan isimle sohbet etme imkanı verir. Ancak unutulmamalıdır ki anlatılan olay, zihinde defalarca yeniden yazıldıktan sonra satırlara aktarılmıştır. Bu bakımdan anı okuru, daima metinle arasına bir mesafe koymak zorundadır...
Hatırat, Anı
"Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır..." der Andre Gide. İnsanoğlunun ömrü, bedenini değilse bile adını ölümün elinden kurtarmak için mücadeleye adanmıştır. Aslolan, kendinden geriye bir iz bırakmaktır. Yaşananları, anları, anıları yazmak da bir ömrün tecrübesini sonradan geleceklere bir nasihat gibi bırakmaktır aslına bakılırsa. İstenir ki, birgün merak edilsin ne yaşadığınız. Hatıraları kaleme almak, âna hak ettiği kıymeti vermektir bu bakımdan... Her anı kitabında karşımızda bir insan vardır. Ve kaleme alınan hatıraları okumak; kitap kim tarafından, ne zaman ve nerede yazılmış olursa olsun, o tecrübenin sahibiyle sohbet etme imkanı verir. Ancak unutulmamalıdır ki anlatılan olay, zihinde defalarca yeniden yazıldıktan sonra satırlara aktarılmıştır. Bu bakımdan anı okuru, daima metinle arasına bir mesafe koymak zorundadır...
